| |
LAGİNA
Ahmet A. TIRPAN - Bilal SÖĞÜT
2 HEKATE
MİTOLOJİSİ VE YAPILAN TÖRENLER
2.1 Hekate Mitolojisi
Hekate, Olympos'un 12 tanrısı arasına girmeyen, çok gizemli,
Anadolu'ya özgü, Karia kökenli bir tanrıçadır. Homeros'un eserlerinde
tanrıçanın adı geçmemesine rağmen, Anadolu kökenli antik yazar Hesiodos Theogonia'da ondan çok bahseder. Onun tanrıçaya tanıdığı bu
ayrıcalığın nedeni bilginleri çok düşündürmüştür. Hesiodos Hekate'ye,
ana tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek evrensel bir nitelik
kazandırmıştır. Bu çok yönlülüğü nedeniyle çoğu kez diğer tanrıçalarla
karıştırılan Hekate, özellikle Artemis ve Demeter ile
özdeşleştirilmiştir. Bir yazıtta Hekate için, Demeter'in sıfatlarından
birisi olan Ompnia'nın (tahılların tanrıçası) kullanılmış olması, aynı
tanrıça gibi düşünülmüş olmasından kaynaklanmaktadır. Hekate'nin
Apollon ve Artemis ile teyze çocukları olması, Hekate'nin Kybele,
Demeter ve Artemis'e yakın olduğunu ve ortak özelliklerinin
bulunduğunu göstermektedir.
Hesiodos'a göre Hekate, Titanlar arasında Güneş soylular diye bilinen
tanrılar soyundandır.
Kaios ile Phoibe'nin iki kızları olur. Birisi
Leto (Zeus ile birleşmesinden Apollon ile Artemis doğmuştur.) diğeri
ise Asterie'dir. Asterie'nin Perses ile birleşmesi sonucu Hekate
doğmuştur. Hesiodos Hekate'yi Titanlardan ayrı tutmaktadır. Ozan,
Titanlar kuşağını bitirdikten sonra Hekate'ye, 46 dizelik uzun bir
övgü yazmıştır. Musalara övgüyü andıran bir şekilde; Zeus'un bu
tanrıçayı herkeslerden üstün tuttuğunu ve evrende onur payını
tanrılara dağıtırken Hekate'ye karalarda, denizlerde, yeraltında ve
göklerde yetki verdiğini anlatılır. Hekate'nin çok yönlü bir tanrıça
olması bu pay fazlalığından kaynaklanıyor olmalıdır.
Hekate Anadolulu bir tanrıçadır. Özellikle de köken olarak Karia
bölgesine ait olmalıdır. Tanrıçanın Anadolu'da en çok tapınım gördüğü
yerler Batı Phrygia ve
Karia bölgesindedir. Bu bölgeler arasında en
eski kültünün görüldüğü ve en büyük kutsal alanının bulunduğu yer ise
Karia bölgesindeki Lagina'dır. Bunun da ötesinde Diadoclar döneminin
en önemli yapılarından birisinin bu tanrıça için yapılmış olması,
tanrıçanın bölge için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.
Tanrıçanın tapınağının bir barış simgesi olarak kullanılması da
özellikle üzerinde durulması gereken bir konudur. Hiçbir bölgede bir
tanrı/tanrıça için bu kadar çok destekleyici bilginin bir arada
bulunması zordur. Tüm bu ve diğer bulgular Hekate'nin Anadolulu ve
Karia kökenli bir tanrıça olduğuna işaret eder. Bir yeraltı tanrıçası
olarak bilinen Hekate'nin ölülerin ecesi olduğu ve yeraltı dünyasına
açılan kapının anahtarını elinde tuttuğuna inanılmaktaydı. Hekate
yolcuların, yolda kalmışların, tüccarların, hırsızların ve özellikle
falcıların tanrıçası olarak bilinmektedir.
Hekate'nin en belirgin simgeleri meşale, hançer, kırbaç, yılan ve
anahtardır. Kısrak, dişi köpek, dişi kurt tanrıçanın kutsal hayvanları
olarak bilinmektedir (Res.2-3). Bazen bu hayvanlardan sadece köpek ile
birlikte görülür. Bazı gecelerdeki köpek ulumalarının ya da uzun süren
köpek havlamalarının Hekate ile ilgili olduğu, köpeklerin tanrıçayı ve
yanındaki köpeği gördükleri için havladıkları anlatılmaktadır.
Tanrıçanın gece dolunay olduğu zaman dolaştığı düşünülmekte ve bunun
içinde yol kavşaklarına Hekate için peynir, çörek, yumurta ve balık
türü yiyecekler bırakılmaktadır.
Hekate kimi bölgelerde üç, kimi bölgelerde de dört gövdeli bir heykel
olarak görülmektedir (Res.4). Dört yönlü betimleme az görülen bir
tiptir. Tanrıça üçlü karakteriyle Ephesos Artemisi'ne çok
benzetilmiştir. Tanrıça heykel ve kabartmalarında, sol elinde meşale
sağ elinde bir çanak, başında hilale benzer boynuzlar taşıyan polos ve
uzun bir elbise ile görülmektedir. Lagina'daki Hekate Kutsal Alanı'nda
yapılan dinsel törenlere tanrıçanın sözcü gönderdiğine inanılmaktaydı.
Hekate kültü için bilinen en büyük kutsal alan, tapınak ve altar
sadece Lagina'da bulunmaktadır. Bu büyüklük, Anadolulu bir tanrıça
olan Hekate ve kültünün bölgedeki saygınlığı ve bölge insanının sahip
çıkması sayesinde olmuştur. Burası aynı zamanda falcılığın merkezi
olarak da değerlendirilmektedir. Tapınağın frizlerindeki kabartmalarda
farklı konular işlenmesine rağmen, hepsinde de Hekate'nin betimlenmiş
olması onun tanrılar panteonundaki önemini ön plana çıkarır.
2.2 Yapılan Törenler
Daha önceki araştırmalarda bulunan yazıtlara göre Hekate kutsal
alanında birden fazla şenliğin yapıldığı bilinmektedir. Bunlar
arasında Hekatesia, Anahtar Taşıma, Doğum Günü Şenlikleri ve Gizli
Dinsel Törenler bulunmaktadır. Hekate kutsal alanında yapılan
şenliklerin en önemlisi M.Ö. 81 yılından sonra periyodik olarak
yapılmaya başlanmış olan Hekatesia-Romania şenliğidir. Bu şenlik
kutsal alanda yapılan en büyük şenliktir ve dört yılda bir
düzenlenmektedir. Anahtar taşıma şenlikleri çeşitli oyunlarla birlikte
bir kaç gün sürüyordu. Bu törenler esnasında anahtar taşıyan genç kız
(kleidophoros) tören alayı eşliğinde anahtarı Stratonikeia'dan
getiriyordu. Bu işlem hem yeraltı dünyasının anahtarının Hekate'nin
elinde olduğunu, hem de bu dini merkezin Stratonikeia'ya bağlı
olduğunu gösteriyordu.
Her yıl belirli bir ayın otuzuncu gününde, yani dolunayda, tanrıçanın
doğum gününü kutlamak için yapılan törenler vardı. Bu törenlerin yılın
diğer aylarında sembolik bir şekilde tekrar kutlanılmış olabileceği de
düşünülmektedir.
Tapınak naosu içinde gizli dinsel törenler yapılmaktaydı. Bu
törenlerin nasıl yapıldığı kesinlik kazanmamıştır. Bu gizli törenler
M.S. 2. yüzyıldan sonra belli aralıklarla düzenlenmeye başlanmıştır.
Tapınağın naosunda bir bodros çukuru tespit edilmiştir. Burası yeraltı
ile ilişkilidir ve sıvı sunular için kullanılmıştır. Tapınağın naosu,
sıradan insanların rahat girip çıkacakları ve törenleri rahat
görecekleri bir yer değildir. Bu nedenle burada yukarıda bahsedilen
gizli törenler yapılıyor olabilir. Friz kabartmalarında tanrıçanın
bodrosa sunu yaparken betimlenmesi tapınak naosundaki törenler ile
ilgili olmalıdır. Yıllık şenliklerin tamamında kentlilere yemek, para
ve ödüller dağıtılıyordu. Bu nedenle halk bu şenlikleri dört gözle
bekliyordu. Stratonikeia meclis binasında bulunan bir kutsal sandığın
gelirleri Hekate ve Zeus arasında bölüşülüyordu. Buradaki Hekate'nin
payı doğrudan bu kutsal alana ait olmalıydı.
Kutsal alandaki seremoniler belirli bir düzen ve program dâhilinde
gerçekleştiriliyordu. Bu seremoniyi izlemeye gelen ziyaretçiler
propylondan girip basamakları inmeden hemen kuzeybatı yöndeki kapıdan
stoaya giriyorlar ve oturma basamakları üzerinde yerlerini
alıyorlardı. Görevli olan değişik kültlere mensup kişiler ise kutsal
alanda kendilerine ayrılan yerlerde duruyorlardı. Daha önceden
belirlenen tanrı/tanrıçalar için kurbanlar kesiliyor ve kurbanın en
yağlı kısmı altardaki sunak üzerinde yakılıyordu. Yağlı etin dumanları
yükseldikçe seremoninin en önemli kutsal kısmı yerine getirilmiş
oluyordu. Kesilen kurbanların etleri ise, törene katılan kişiler
tarafından yeniliyordu. Kurbanların haricinde başta Hekate ve diğer
tanrı ya da tanrıçalar için hediyeler de veriliyordu. Bu hediyeler
kişilerin zenginliğine göre değişiyordu. Yukarıdaki törenler
esnasında, zengin ve cömert kişiler halka yaptıkları para ve yiyecek
yardımıyla halkın hoşgörüsünü kazanıyorlardı.
|