| |
LAGİNA
Ahmet A. TIRPAN - Bilal SÖĞÜT
3 HEKATE KUTSAL ALANI VE BURADA
BULUNAN YAPILAR
Hekate Kutsal Alanı 142x150 m ölçülerinde bir alanı kaplamaktadır.
Burada oldukça gösterişli bir giriş kapısı (propylon), sunuların
yapıldığı ve etrafında seremonilerin gerçekleştirildiği altar,
tanrıçanın evi olan tapınak, kutsal alana gelenlerin kışın yağmurdan,
yazın güneşten korunduğu stoa ve seremonileri izlemeye gelen
insanların oturduğu ve törenleri izlediği basamaklar vardır. Alışılmış
diğer kutsal alanlardan farklı olarak burada görülen oturma sıraları
sadece güneybatı stoa önünde bulunmaktadır. Ayrıca kutsal alanda
insanlar için yararlı işler yapmış ve insanların hoşgörüsünü kazanmış
kişilerin heykel ve kaideleri, sütunlu ve sütunsuz anıtlar ile burada
görev yapan rahiplerin yaşadığı evler bulunmaktadır.
Kutsal alan içerisindeki propylon, altar ve tapınak arasında yön
olarak tam bir uyumluluk görülmemektedir. Örneğin tapınak ile altar
aynı doğrultuda değildir. Yapılar arasında görülen bu farklılık,
bunların farklı dönemlerde inşa edilmesi veya oldukları yerde
yenilenmek zorunda kalınmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Bugüne kadar yapılan çalışmalara göre kutsal alanda en erken buluntu
Geometrik Dönem'e ait seramikler, M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısına
tarihlenen terrakotta figürün parçalan ve sikkelerdir. Bu dönemde
hangi yapıların var olduğunu şimdilik kesin olarak bilemiyoruz. Yalnız
bulunan duvar örgüsü ile arkeolojik buluntu ve tespitlere göre; M.Ö.
4. yüzyılda en azından peribolos, propylon, altar ve bir tapınağın
olduğu anlaşılmaktadır. Bu yapıların olduğu yere, daha sonraki
dönemlerde daha büyükleri inşa edildikleri için eski yapıların
şimdilik tam şekillerini bilemiyoruz.
3.1 Propylon ve Giriş Yapısı
Propylon ile ilgili yazıtlarda burası için "propylon ve giriş yapısı"
ifadesi kullanılmaktadır. Bunun içindir ki burası sadece bir propylon
olmayıp, aynı zamanda bir giriş yapısı olarak değerlendirilmektedir.
Kutsal alana üçlü giriş kapısından girilmektedir. Burası aynı zamanda
kutsal alanın tören kapısıdır. Kutsal alanın sınırlarını belirleyen
peribolos üzerinde, bu üçlü propylonun dışında küçük, en az bir
kapının daha olduğunu düşünüyoruz. Kutsal alanın kuzey köşesinde bir
kapının olabileceği ile ilgili kalıntı bulunmuş olmakla birlikte,
yerinde kazı yapılmadığı için bu kesinlik kazanmamıştır. Burası yön
olarak ikinci küçük bir kapı için uygun yerlerden birisidir.
Propylonda Osman Hamdi Bey zamanında yüzeyde kazı yapılmış ve bulunan
yazıtlar bir kenara alınmıştır. Propylondaki en detaylı kazı ve
restorasyon çalışmasına 1993 yılında başlandı. Bugün yapı orthostat
blokları seviyesine kadar ayağa kaldırılmıştır. Giriş kapısının batı
yönünde yarım yuvarlak giriş ve üç basamaklı bir alt yapı olmasına
rağmen, doğusu in antis ve 10 basamaklı bir alt yapıya sahiptir.
Batıdaki apsisli anteler arasında 5, doğudaki anteler arasında ise iki
sütun yer almaktadır. Burada sütunların tamamı Efes tipi kaideler ve
Ion başlıklarına sahiptir. Kutsal alanda aynı düzeni, tapınağın
pronaosunda in antisleri oluşturan her iki sütunda da görmekteyiz.
Batıdaki yarım yuvarlak ve doğudaki üçgen alınlıklı üst yapıya ait
mimari blokların büyük bir çoğunluğu kazılarda sağlam olarak bulunmuş
ve restorasyon için gruplandırılmıştır. Propylon plan şekli açısından,
şimdilik Anadolu'da bilinen tek apsisli örnektir.
 Propylon yan duvarları üzerinde pek çok yazıt vardır. Bu yazıtlarda;
Lagina Hekate Tapınağı'nda anahtar taşıyıcılığı yapanlar ile burada
görevli rahip ve rahibelerin isimleri bulunmaktadır. Propylon,
kuzeybatı cephesindeki bir kapıyla stoaya bağlanır. Propylonun doğu
cephesinde yer alan on basamaktan inerek, blok taş döşeli bir yol ile
altara doğru gidilmektedir.
 Kutsal
alanda tören olduğu zaman izleyiciler propylondaki stoa kapısını
kullanarak stoadaki töreni izleyecekleri yere ulaşırlardı. Törende
görevli olanlar ise basamaklardan inip taş döşeli yolu kullanarak
altara doğru giderlerdi. Yapılan tespitlere göre burada daha önceki
dönemlere ait bir propylon olmalıydı. Bugün kalıntılarını gördüğümüz
giriş kapısı, mimari bezemeler ve kapı lentosu üzerinde bulunan yazıta
göre İmparator Augustus Dönemi'nde MÖ. 27 yılından sonra inşa edilmiş
olmalıdır.
3.2 Altar
Sunuların ve dini seremonilerin yapıldığı, kutsal alanın en önemli
yapılarından birisi altardır. Altarın üç yönü sütun
sırası, en dış kısmı ise bir parapet ile çevrilmiştir. Bulunan
kalıntılara göre bu parapetlerin dışında küçük sunaklar olduğu
anlaşılmaktadır. Altarın kuzeybatı yönünde yer alan basamaklar ile
altara çıkılmaktadır. Podyumunun iç kısmı daha önceki yapı dönemine
ait olduğunu düşündüğümüz çoğunluğu tavan kaseti olan bloklar, orta
kısmı ise moloz taş ve harç dolgudur. Altar üzerinde görülebilen iki
fay çatlağı nedeniyle yapının bir deprem ile yıkıldığı anlaşılmaktadır. Bu deprem sonrasında yapının tamir edilmesi için herhangi
bir faaliyette bulunulmamıştır. Arkeolojik bulgular da bu görüşü
desteklemektedir.



Altar çevresinde yapılan kazılarda; altarın alt yapısı ve üst yapısına
ait pek çok mimari elemanlar açığa çıkarılmış ve restorasyon için
altarın doğusuna taşınmıştır. Altara ait mimari blokların bazıları
Erken Bizans Dönemi'ne ait yapılarda tekrar kullanılmıştır. Buradaki
Bizans kalıntıları arasında sağlam ve parçalar halinde kabartmalı
bloklar da ele geçmiştir. Kutsal alanın kazısı bitirilemediği için, bu
kabartmaların tamamının ait oldukları yapılar konusunda kesin bir şey
söylemek zordur. Yapı hem yerinde korunmuş kalıntıları, hem de çevreye
dağılmış mimari blokları açısından Anadolu'nun en iyi korunmuş atları
olarak kabul edilebilir. Mimari bezemeler ve arkeolojik verilere göre
altar İmparator Augustus Dönemi'nde inşa edilmiş olmalıdır. Burada var
olan eski altarın tam şeklini ve yerini bilemiyoruz. Ancak yeni altar
önceden var olan altarın bulunduğu yere, eski altarın bazı mimari
blokları da kullanılarak yapılmıştır.
3.3 Tapınak
Kutsal alanın ortasına yakın bir yerde kuzeybatı-güneydoğu yönünde
inşa edilmiş olan tapınak Helenistik Dönem'in en önemli plan tipi
olan, pseudodipteros planda yapılmıştır. 5 basamaklı bir alt yapı
üzerine inşa edilen tapınak, yaklaşık olarak 29x22 m. ölçülerindedir.
Dar kenarında 8, geniş kenarında 11 sütun bulunmaktadır. Tapınağın
anteleri arasındaki sütunlar Efes tipi kaideli ve Ion başlıklı,
çevresindeki sütunlar ise Attik-Ion kaideli ve Korinth başlıklıdır.
Tapınak duvarları ve başlıkların üzerine gelen arşitravların bir
birine bakan cephelerinde, üst fasciada antemion işlenmiştir.
tapınakta hem duvarların üzerindeki frizde, hem de sütunların
üzerindeki frizde kabartmalar bulunmaktadır. tapınak duvarları
üzerinde bulunan kabartmalar tam olarak bitirilememiştir. Friz
kabartmalarında dört yönde farklı konular işlenmiştir. Tapınağa ait
mimari blokların % 80'i sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Bu mimari
bloklar yönlerine göre ayrılıp tapınağın etrafında, gelecekte
yapılacak restorasyon için gruplandırılmıştır. Bugüne kadar yapılan
araştırmalarda ortaya çıkarılan sütunların üzerine gelen tapınağın dış
cephesini süsleyen frizlerde dört ana konunun işlendiği
belirlenmiştir. Tapınağın doğu cephesindeki frizde Zeus'un doğumu ve
yaşamı ile ilgili konular yer alır. Burada Hekate doğan çocuklarını
yutan Zeus'un babası Kronos'a sunmak üzere bir taş taşımaktadır. Kuzey
cephede Amazonlar ile Grekler arasındaki barış ve dostluk anı
işlenmiştir. Burada Hekate'nin dostluğun onuruna yere kutsal içki
dökerken betimlenmektedir. Batıda Tanrılar ile Gigantlar arasındaki
savaş (Gigontomakhia) işlenmiştir. Hekatenin bu savaşa elindeki
meşaleyi bir silah gibi kullanarak katıldığı görülmektedir. Güney
yöndeki betimlemeler ise kesin olarak tanımlanamamışsa da figürlerin
Karialı tanrıları ve onların kentlerini simgelediği düşünülmektedir.





Tapınağın frizlerinde dört ayrı konunun işlenmesi Helenistik Dönem
tapınaklarında görülen farklı bir uygulamadır. Konuların seçiminde de
oldukça politik davranılmıştır. Hekate Tapınağı'nın frizlerinde; M.Ö.
2. yüzyılın ilk yarısında görülen savaş ve kargaşa döneminden sonra,
barışın ve dostluğun ön plana çıkarılmak istenildiği dikkati
çekmektedir. Helenistik Dönem'de ilk defa, Bergama Zeus Sunağı'ndaki
Telephos frizinden sonra, büyük bir yapı olan Hekate Tapınağı'nda
barış konusu işlenmiştir. 2000 ve 2002 yıllarındaki kazılarda bulunan
friz bloklarına göre, tapınağın duvarlarının üzerine yerleştirilen
arşitravların üzerindeki frizlerde de kabartmaların olduğu kesinlik
kazandı. Bu duvarın üzerine gelen frizlerdeki betimlemeler, sütunların
üzerine gelen frizlerdekilerden farklıdır. Bulunan bloklara göre
güneybatı yönde büyük bir ihtimalle Troia savaşına katılan
kahramanların betimlendiği bir sahne, güneydoğu yönde ise tanrı ve
tanrıçaların bulunduğu bir sahne işlenmiştir. Aynı yere ait olan bir
başka friz bloğu üzerinde ise Hermes, Demeter, Hades ve Persephone'nin
olduğu bir sahne vardır. Tapınağın naos zemininde açılmış olan sunu
çukuru kalıntılarına göre, tapınakta bodrosa sunu yapıldığı
anlaşılmaktadır. Bu bodros sunusu Hekate'nin yeraltı tanrıçası olması
ile de yakından ilişkili olmalıdır. Aynı şekildeki bir sunu sahnesi
tapınağın kuzey frizlerinde de görülmektedir. Bu sahnenin tapınak
naosunda yapılan törenler ile ilgili olduğu düşünülebilir.
Tapınağın naosunda yapılan sondaj kazısında,
naos taban döşeme seviyesinden 1,75 metre aşağı inilmiştir. Buradaki
çalışmalarda sikkeler, büyük bir çoğunluğu süs eşyası olarak
kullanılmış olan altın parçalan, pişmiş toprak heykelcikler, cam ve
fildişi eserler bulunmuştur. Bunlar arasında kült açısından çok önemli
yazıtlı steller de ele geçmiştir. Tapınak naosundan çıkan toprakların
analizinde çok miktarda üzüm polenine rastlanmıştır. Araştırmacılara
göre bu kadar çok polen ancak şarap döküldüğü zaman olabilir. Böylece
tapınak naosunun şarap ile sık sık kutsandığını ve naos içindeki
bodrosa şarap sunusu yapıldığını söylemek mümkündür. Yapılan sondaj
sayesinde tapınağın doğal kaya üzerine inşa edildiği de görülmüştür.
Tapınak ve çevresinde 1892 yılına kadar bulunan frizler ve frizlere
ait olduğu sanılan heykeltıraşlık parçaları, 1892 yılında Osman Hamdi
Bey tarafından İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne götürülmüştür. Yalnız
yayınlanan fotoğraflara göre altara ait olduğu belirtilen iki blok
tapınak duvarları üzerine gelen frizlerden olmalıdır. Bulunan yeni
parçalara rağmen, Hekate Tapınağı'na ait kabartmalı friz bloklarından
halen daha eksikler vardır. 1993 yılından itibaren tapınak kalıntıları
üzerinde bulunan mimari bloklar numaralandırıp, plana işlenerek
tapınağın yönlerine göre restorasyon için ayrılmıştır. Altyapının
sağlam olduğu yerlerde, yeri kesin olup sağlam olarak korunmuş olan
sütun kaidesi ve alt sütun tamburları şimdilik geçici olarak yerlerine
konulmuştur. Bu restorasyon denemesindeki amaç Tapınağın planının
ziyaretçiler tarafından kolay anlaşılmasına yöneliktir. Sütunların
üzerine gelen frizlerden küçük parçalar, duvarların üzerine gelen
frizlerden biri köşe, diğeri orta bölüme ait iki kabartmalı blok
bulunmuştur. Bunların haricinde taç kısmındaki lesbos kymationu
işlenmiş ve kabartma kısmı bitirilmemiş friz blokları tespit
edilmiştir. Bunlar tapınağın duvarlarının üzerindeki arşitravların
üzerine konulmuş ve kabartması işlenmemiş olan friz bloklarıdır.
Hekate Tapınağı'nın duvarı üzerine kazınmış olan ve kutsal yerin
dokunulmazlığını onaylayan senato kararına göre, Tapınağın M.Ö. 81
yılında kesin olarak var olduğu anlaşılmaktadır. Yalnız yapım tarihi
kesin olarak bilinmemektedir. Araştırmacılar tarafından genellikle M.Ö.
2. yüzyılın son çeyreği ile M.Ö. 1. yüzyılın başları arasına
tarihlenmektedir. Korinth sütun başlıkları M.Ö. 1. yüzyıl başlarına
ait özellikler içermektedir. Ancak tapınak naosunda yapılan kazılar ve
mimari bazı uygulamalar, tapınak naos ve pronaosu ile peristasisin
farklı dönemlerden olabileceğini düşündürmektedir. Tapınak
süslemelerinin yapılması uzun süre devam etmiştir. tapınak
yapıldığında planlanmış olmasına rağmen, bazı süslemeler Augustus
döneminde tamamlanılmış olmalıdır. Hatta arşitrav üzerindeki antemion
bezemelerinin bazılarında halen bitirilmemiş kısımlar vardır.
Tapınağın mimari detayları, yapım aşamaları ve tarihlendirilmesi ile
ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Devamı
|