Bölüm Hakkında
Akademik Personel
Anabilim Dalları
Duyurular

Kütüphane
Projeler
Dersler

Forum

 

Erasmus

Yararlı Bağlantılar Konuk Defteri

 

   

  

1 GİRİŞ

 

2 HEKATE MİTOLOJİSİ VE YAPILAN TÖRENLER

 

3 HEKATE KUTSAL ALANI VE BURADA BULUNAN YAPILAR

 

4 KUTSAL ALANIN GELİRLERİ VE BURADA ÇALIŞAN GÖREVLİLER

 

5 KUTSAL ALANIN YAKIN ÇEVRESİNDE BULUNAN KALINTILAR

 

6 YAPILAN ÇALIŞMALAR

 

BİBLİYOGRAFYA

 

Kazı Ekibi Fotoğrafları

 

Slide English

 

Hekatesia

 
 
 

LAGİNA Ahmet A. TIRPAN - Bilal SÖĞÜT

3 HEKATE KUTSAL ALANI VE BURADA BULUNAN YAPILAR

Hekate Kutsal Alanı 142x150 m ölçülerinde bir alanı kaplamaktadır. Burada oldukça gösterişli bir giriş kapısı (propylon), sunuların yapıldığı ve etrafında seremonilerin gerçekleştirildiği altar, tanrıçanın evi olan tapınak, kutsal alana gelenlerin kışın yağmurdan, yazın güneşten korunduğu stoa ve seremonileri izlemeye gelen insanların oturduğu ve törenleri izlediği basamaklar vardır. Alışılmış diğer kutsal alanlardan farklı olarak burada görülen oturma sıraları sadece güneybatı stoa önünde bulunmaktadır. Ayrıca kutsal alanda insanlar için yararlı işler yapmış ve insanların hoşgörüsünü kazanmış kişilerin heykel ve kaideleri, sütunlu ve sütunsuz anıtlar ile burada görev yapan rahiplerin yaşadığı evler bulunmaktadır.

Kutsal alan içerisindeki propylon, altar ve tapınak arasında yön olarak tam bir uyumluluk görülmemektedir. Örneğin tapınak ile altar aynı doğrultuda değildir. Yapılar arasında görülen bu farklılık, bunların farklı dönemlerde inşa edilmesi veya oldukları yerde yenilenmek zorunda kalınmış olmasından kaynaklanmaktadır.

Bugüne kadar yapılan çalışmalara göre kutsal alanda en erken buluntu Geometrik Dönem'e ait seramikler, M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen terrakotta figürün parçalan ve sikkelerdir. Bu dönemde hangi yapıların var olduğunu şimdilik kesin olarak bilemiyoruz. Yalnız bulunan duvar örgüsü ile arkeolojik buluntu ve tespitlere göre; M.Ö. 4. yüzyılda en azından peribolos, propylon, altar ve bir tapınağın olduğu anlaşılmaktadır. Bu yapıların olduğu yere, daha sonraki dönemlerde daha büyükleri inşa edildikleri için eski yapıların şimdilik tam şekillerini bilemiyoruz.

3.1 Propylon ve Giriş Yapısı
Propylon ile ilgili yazıtlarda burası için "propylon ve giriş yapısı" ifadesi kullanılmaktadır. Bunun içindir ki burası sadece bir propylon olmayıp, aynı zamanda bir giriş yapısı olarak değerlendirilmektedir. Kutsal alana üçlü giriş kapısından girilmektedir. Burası aynı zamanda kutsal alanın tören kapısıdır. Kutsal alanın sınırlarını belirleyen peribolos üzerinde, bu üçlü propylonun dışında küçük, en az bir kapının daha olduğunu düşünüyoruz. Kutsal alanın kuzey köşesinde bir kapının olabileceği ile ilgili kalıntı bulunmuş olmakla birlikte, yerinde kazı yapılmadığı için bu kesinlik kazanmamıştır. Burası yön olarak ikinci küçük bir kapı için uygun yerlerden birisidir.

Propylonda Osman Hamdi Bey zamanında yüzeyde kazı yapılmış ve bulunan yazıtlar bir kenara alınmıştır. Propylondaki en detaylı kazı ve restorasyon çalışmasına 1993 yılında başlandı. Bugün yapı orthostat blokları seviyesine kadar ayağa kaldırılmıştır. Giriş kapısının batı yönünde yarım yuvarlak giriş ve üç basamaklı bir alt yapı olmasına rağmen, doğusu in antis ve 10 basamaklı bir alt yapıya sahiptir. Batıdaki apsisli anteler arasında 5, doğudaki anteler arasında ise iki sütun yer almaktadır. Burada sütunların tamamı Efes tipi kaideler ve Ion başlıklarına sahiptir. Kutsal alanda aynı düzeni, tapınağın pronaosunda in antisleri oluşturan her iki sütunda da görmekteyiz. Batıdaki yarım yuvarlak ve doğudaki üçgen alınlıklı üst yapıya ait mimari blokların büyük bir çoğunluğu kazılarda sağlam olarak bulunmuş ve restorasyon için gruplandırılmıştır. Propylon plan şekli açısından, şimdilik Anadolu'da bilinen tek apsisli örnektir.

Propylon yan duvarları üzerinde pek çok yazıt vardır. Bu yazıtlarda; Lagina Hekate Tapınağı'nda anahtar taşıyıcılığı yapanlar ile burada görevli rahip ve rahibelerin isimleri bulunmaktadır. Propylon, kuzeybatı cephesindeki bir kapıyla stoaya bağlanır. Propylonun doğu cephesinde yer alan on basamaktan inerek, blok taş döşeli bir yol ile altara doğru gidilmektedir. Kutsal alanda tören olduğu zaman izleyiciler propylondaki stoa kapısını kullanarak stoadaki töreni izleyecekleri yere ulaşırlardı. Törende görevli olanlar ise basamaklardan inip taş döşeli yolu kullanarak altara doğru giderlerdi. Yapılan tespitlere göre burada daha önceki dönemlere ait bir propylon olmalıydı. Bugün kalıntılarını gördüğümüz giriş kapısı, mimari bezemeler ve kapı lentosu üzerinde bulunan yazıta göre İmparator Augustus Dönemi'nde MÖ. 27 yılından sonra inşa edilmiş olmalıdır.

3.2 Altar
Sunuların ve dini seremonilerin yapıldığı, kutsal alanın en önemli yapılarından birisi altardır. Altarın üç yönü sütun sırası, en dış kısmı ise bir parapet ile çevrilmiştir. Bulunan kalıntılara göre bu parapetlerin dışında küçük sunaklar olduğu anlaşılmaktadır. Altarın kuzeybatı yönünde yer alan basamaklar ile altara çıkılmaktadır. Podyumunun iç kısmı daha önceki yapı dönemine ait olduğunu düşündüğümüz çoğunluğu tavan kaseti olan bloklar, orta kısmı ise moloz taş ve harç dolgudur. Altar üzerinde görülebilen iki fay çatlağı nedeniyle yapının bir deprem ile yıkıldığı anlaşılmaktadır. Bu deprem sonrasında yapının tamir edilmesi için herhangi bir faaliyette bulunulmamıştır. Arkeolojik bulgular da bu görüşü desteklemektedir.

       

       

       

Altar çevresinde yapılan kazılarda; altarın alt yapısı ve üst yapısına ait pek çok mimari elemanlar açığa çıkarılmış ve restorasyon için altarın doğusuna taşınmıştır. Altara ait mimari blokların bazıları Erken Bizans Dönemi'ne ait yapılarda tekrar kullanılmıştır. Buradaki Bizans kalıntıları arasında sağlam ve parçalar halinde kabartmalı bloklar da ele geçmiştir. Kutsal alanın kazısı bitirilemediği için, bu kabartmaların tamamının ait oldukları yapılar konusunda kesin bir şey söylemek zordur. Yapı hem yerinde korunmuş kalıntıları, hem de çevreye dağılmış mimari blokları açısından Anadolu'nun en iyi korunmuş atları olarak kabul edilebilir. Mimari bezemeler ve arkeolojik verilere göre altar İmparator Augustus Dönemi'nde inşa edilmiş olmalıdır. Burada var olan eski altarın tam şeklini ve yerini bilemiyoruz. Ancak yeni altar önceden var olan altarın bulunduğu yere, eski altarın bazı mimari blokları da kullanılarak yapılmıştır.

3.3 Tapınak
Kutsal alanın ortasına yakın bir yerde kuzeybatı-güneydoğu yönünde inşa edilmiş olan tapınak Helenistik Dönem'in en önemli plan tipi olan, pseudodipteros planda yapılmıştır. 5 basamaklı bir alt yapı üzerine inşa edilen tapınak, yaklaşık olarak 29x22 m. ölçülerindedir. Dar kenarında 8, geniş kenarında 11 sütun bulunmaktadır. Tapınağın anteleri arasındaki sütunlar Efes tipi kaideli ve Ion başlıklı, çevresindeki sütunlar ise Attik-Ion kaideli ve Korinth başlıklıdır. Tapınak duvarları ve başlıkların üzerine gelen arşitravların bir birine bakan cephelerinde, üst fasciada antemion işlenmiştir. tapınakta hem duvarların üzerindeki frizde, hem de sütunların üzerindeki frizde kabartmalar bulunmaktadır. tapınak duvarları üzerinde bulunan kabartmalar tam olarak bitirilememiştir. Friz kabartmalarında dört yönde farklı konular işlenmiştir. Tapınağa ait mimari blokların % 80'i sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Bu mimari bloklar yönlerine göre ayrılıp tapınağın etrafında, gelecekte yapılacak restorasyon için gruplandırılmıştır. Bugüne kadar yapılan araştırmalarda ortaya çıkarılan sütunların üzerine gelen tapınağın dış cephesini süsleyen frizlerde dört ana konunun işlendiği belirlenmiştir. Tapınağın doğu cephesindeki frizde Zeus'un doğumu ve yaşamı ile ilgili konular yer alır. Burada Hekate doğan çocuklarını yutan Zeus'un babası Kronos'a sunmak üzere bir taş taşımaktadır. Kuzey cephede Amazonlar ile Grekler arasındaki barış ve dostluk anı işlenmiştir. Burada Hekate'nin dostluğun onuruna yere kutsal içki dökerken betimlenmektedir. Batıda Tanrılar ile Gigantlar arasındaki savaş (Gigontomakhia) işlenmiştir. Hekatenin bu savaşa elindeki meşaleyi bir silah gibi kullanarak katıldığı görülmektedir. Güney yöndeki betimlemeler ise kesin olarak tanımlanamamışsa da figürlerin Karialı tanrıları ve onların kentlerini simgelediği düşünülmektedir.

     

     

     

     

Tapınağın frizlerinde dört ayrı konunun işlenmesi Helenistik Dönem tapınaklarında görülen farklı bir uygulamadır. Konuların seçiminde de oldukça politik davranılmıştır. Hekate Tapınağı'nın frizlerinde; M.Ö. 2. yüzyılın ilk yarısında görülen savaş ve kargaşa döneminden sonra, barışın ve dostluğun ön plana çıkarılmak istenildiği dikkati çekmektedir. Helenistik Dönem'de ilk defa, Bergama Zeus Sunağı'ndaki Telephos frizinden sonra, büyük bir yapı olan Hekate Tapınağı'nda barış konusu işlenmiştir. 2000 ve 2002 yıllarındaki kazılarda bulunan friz bloklarına göre, tapınağın duvarlarının üzerine yerleştirilen arşitravların üzerindeki frizlerde de kabartmaların olduğu kesinlik kazandı. Bu duvarın üzerine gelen frizlerdeki betimlemeler, sütunların üzerine gelen frizlerdekilerden farklıdır. Bulunan bloklara göre güneybatı yönde büyük bir ihtimalle Troia savaşına katılan kahramanların betimlendiği bir sahne, güneydoğu yönde ise tanrı ve tanrıçaların bulunduğu bir sahne işlenmiştir. Aynı yere ait olan bir başka friz bloğu üzerinde ise Hermes, Demeter, Hades ve Persephone'nin olduğu bir sahne vardır. Tapınağın naos zemininde açılmış olan sunu çukuru kalıntılarına göre, tapınakta bodrosa sunu yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu bodros sunusu Hekate'nin yeraltı tanrıçası olması ile de yakından ilişkili olmalıdır. Aynı şekildeki bir sunu sahnesi tapınağın kuzey frizlerinde de görülmektedir. Bu sahnenin tapınak naosunda yapılan törenler ile ilgili olduğu düşünülebilir.
 

Tapınağın naosunda yapılan sondaj kazısında, naos taban döşeme seviyesinden 1,75 metre aşağı inilmiştir. Buradaki çalışmalarda sikkeler, büyük bir çoğunluğu süs eşyası olarak kullanılmış olan altın parçalan, pişmiş toprak heykelcikler, cam ve fildişi eserler bulunmuştur. Bunlar arasında kült açısından çok önemli yazıtlı steller de ele geçmiştir. Tapınak naosundan çıkan toprakların analizinde çok miktarda üzüm polenine rastlanmıştır. Araştırmacılara göre bu kadar çok polen ancak şarap döküldüğü zaman olabilir. Böylece tapınak naosunun şarap ile sık sık kutsandığını ve naos içindeki bodrosa şarap sunusu yapıldığını söylemek mümkündür. Yapılan sondaj sayesinde tapınağın doğal kaya üzerine inşa edildiği de görülmüştür.

Tapınak ve çevresinde 1892 yılına kadar bulunan frizler ve frizlere ait olduğu sanılan heykeltıraşlık parçaları, 1892 yılında Osman Hamdi Bey tarafından İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne götürülmüştür. Yalnız yayınlanan fotoğraflara göre altara ait olduğu belirtilen iki blok tapınak duvarları üzerine gelen frizlerden olmalıdır. Bulunan yeni parçalara rağmen, Hekate Tapınağı'na ait kabartmalı friz bloklarından halen daha eksikler vardır. 1993 yılından itibaren tapınak kalıntıları üzerinde bulunan mimari bloklar numaralandırıp, plana işlenerek tapınağın yönlerine göre restorasyon için ayrılmıştır. Altyapının sağlam olduğu yerlerde, yeri kesin olup sağlam olarak korunmuş olan sütun kaidesi ve alt sütun tamburları şimdilik geçici olarak yerlerine konulmuştur. Bu restorasyon denemesindeki amaç Tapınağın planının ziyaretçiler tarafından kolay anlaşılmasına yöneliktir. Sütunların üzerine gelen frizlerden küçük parçalar, duvarların üzerine gelen frizlerden biri köşe, diğeri orta bölüme ait iki kabartmalı blok bulunmuştur. Bunların haricinde taç kısmındaki lesbos kymationu işlenmiş ve kabartma kısmı bitirilmemiş friz blokları tespit edilmiştir. Bunlar tapınağın duvarlarının üzerindeki arşitravların üzerine konulmuş ve kabartması işlenmemiş olan friz bloklarıdır. Hekate Tapınağı'nın duvarı üzerine kazınmış olan ve kutsal yerin dokunulmazlığını onaylayan senato kararına göre, Tapınağın M.Ö. 81 yılında kesin olarak var olduğu anlaşılmaktadır. Yalnız yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Araştırmacılar tarafından genellikle M.Ö. 2. yüzyılın son çeyreği ile M.Ö. 1. yüzyılın başları arasına tarihlenmektedir. Korinth sütun başlıkları M.Ö. 1. yüzyıl başlarına ait özellikler içermektedir. Ancak tapınak naosunda yapılan kazılar ve mimari bazı uygulamalar, tapınak naos ve pronaosu ile peristasisin farklı dönemlerden olabileceğini düşündürmektedir. Tapınak süslemelerinin yapılması uzun süre devam etmiştir. tapınak yapıldığında planlanmış olmasına rağmen, bazı süslemeler Augustus döneminde tamamlanılmış olmalıdır. Hatta arşitrav üzerindeki antemion bezemelerinin bazılarında halen bitirilmemiş kısımlar vardır. Tapınağın mimari detayları, yapım aşamaları ve tarihlendirilmesi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.


Devamı

[<-geri]

[yukarı]

Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Arkeoloji Bölümü
Kampüs / KONYA
Tel : +90 332 2231373 Fax : +90 332 2411309

 

Yayına Hazırlayanlar